23 Aralık 2011 - 20:30

ABD uşaklığı bu olsa gerek! ABD hiçbir önemli imtiyaz elde edemeden çekildiği Irak’tan, boş döndüğü işgal sürecini, giderayak öyle bir ateşle yakacaktı ki, sadece Irak’a değil bütün bölgeye ateş düşecekti. Tehlike henüz de geçmiş değildir. Tarık Haşimi, ismi Irak’ta Türkiye’nin vazgeçilmez bir ismidir. Yıllardır ülkemize gelen Irak’lı yöneticilerin (şii) hemen ardından Ankara’ya damlayan ve devlet erkanı ile görüşerek yapılan görüşmelerin olumlu etkilerini sıfıra indiren Sayın Haşimi idi. Haşimi oluşturduğu silahlı gurupla Hadi El Amiri ye de suikast düzenlemiş ama başarısız olmuştur. Bunuda itiraf eden tutukluların ifadelerine bakılırsa, kudretli Şii yöneticileri hedef seçmesi iç savaşa yönelik açık bir provakasyon olduğunu unutmamak lazımdır.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Şu an yaşadığımız sorunlu Irak politikasının da bana göre baş mimarıdır Tarık Haşimi. Bu şahsiyetle alakalı olarak yıllar önce birkaç olumsuz yazı yazmıştım. Bununla birlikte TC dışişleri yetkilileri ile sohbetlerimizde, yazar çizer büyüklerimizle olan Irak sohbetlerinde bu isim üzerinden kaynaklı Türkiye’nin Irak ilişkisinde olumsuzluklar olduğunu ve ilerileyen süreçte bunun ortaya çıkacağını sürekli konuşup durmakta idik.

Şimdi bu şahsiyetin “terör örgütü” kurup yönetmekle hakkında tutuklama kararı çıkmıştır. Tutuklanmasına bahis edilen konuda ülkemizle alakalıda bazı iddialar mevcuttur. Bütün bu gelişmelerele alakalı olarak ülkemizden bi açıklama çıkmaması Sayın Maliki’nin ABD gezisi öncesi ve dönüşte ülke ismi ve kişi ismi vererek açıklama yapmasına bir duyarlılıktır sanırım.

Yıllardır ülkemize gelen Irak’lı yöneticilerin (şii) hemen ardından Ankara’ya damlayan ve devlet erkanı ile görüşerek yapılan görüşmelerin olumlu etkilerini sıfıra indiren Sayın Haşimi idi.

Şimdi yine ABD’nin çıkıp gitmesine yakın ülkenin en tepesine yönelik bir saldırı planlıyarak en üst seviyede bir gerilim çıkartma eylemi içerisinde iken başarısız oluyor. Patlama yinede Irak’ın en güvenli dedikleri yeşil bölgede meydana geliyor. (Yeşil bölge herkesin rahatlıkla giremeyeceği tek giriş çıkışlı ve üç ayrı tam teşekküllü arama noktası bulunan giriş çıkış saatleri belli olan bir bölgedir.)

Adım adım kamera sistemi ile takip altında olan bölgede son patlama ile alakalı olarak bütün görüntülerin yayınlandığını ve tutuklanan şahsiyetlerin itiraflarını dikkate alınca Haşimi en azından kaçmadan hukuk önünde hesap vermeyi düşüne bilirdi.

Irak bu günlerde ciddi sıkıntılarla boğuşacak, kendisinden sonra Bağdat’ın cehenneme döneceği yönünde açıklama yapan ABD li yetkililer, yalancı çıkmak istemeyecekler sanırım.

Maliki ile Kürt yönetimiminin dün ayrı ayrı ülkenin siyasi şahsiyetlerini kriz toplantısına çağırması ve Kürt yönetiminin Haşimiye sahip çıkması ABD blokunda kutuplaşmanın merkezi noktasına gidiyor sanırım ama Kürtler bölgede Sünni Arap Haşimi için Şii Araplarla arasını açmaz diye düşünüyorum ABD baskısını saymaz isek.

Netekim Maliki Kürt bölgesine 48 saat süre vermiş idi ve komşuların bu işe karışmasının doğru olmayacağını ve yargının kararına herkesin saygı duymasını istedi. Haşimi ise Arap konseyinin gözetiminde Kürt bölgesinde yargılanmayı istedi. Maliki bilgilerin elinde çok eskiden olduğunu bu kişilerin durumlarını rahmetli Abdulaziz hakim ile konuştuğunu bu süreçte Salih Mutlak’ında görevden alınmasını istedi. Bildiğiniz gibi Mutlak seçim sürecinde Baas kanadından yasaklı listede idi ABD ve Türkiye baskısı ile seçimlere girmiş birisidir.

Haşimi oluşturduğu silahlı gurupla Hadi El Amiri ye de suikast düzenlemiş ama başarısız olmuştur. Bunuda itiraf eden tutukluların ifadelerine bakılırsa, kudretli Şii yöneticileri hedef seçmesi iç savaşa yönelik açık bir provakasyon olduğunu unutmamak lazımdır.

Bu gün Irak’ta on sekiz noktasında patlama oldu (Bağdat) patlamaların hemen hepsi Şii bölgelerinde Kerrada, Allavi, Beiyya, Ebu dissyir, Al Sab gibi mahallelerin hedef alınması Şii öfkeyi sokağa dökme ve intikam hırsına itmeden öte bir şey değildir.

Hızlı bir şekilde samimi taraflar ve ülkemiz üzerinde ki töhmetten kurtulmak için ABD politik çıkarlarını ikinci plana atarak Irak’ın normalleşme sürecince pozitif katkı sağlamalıdır

Uzeyir YİĞİT